SOLARYUMA DAİR

a- Konsültasyon formu:

Lütfen aşağıdaki soruları cevaplayınız

  • Aşırı yüksek kan basıncı
  • Kalp damar rahatsızlığı
  • Cilt ilaçları (Bazıları)
  • Önemli alerjik reaksiyonlar
  • Son 6 ayda tıbbi operasyon
  • Epilepsi (sara), MS rahatsızlığı
  • Hamilelik veya yeni doğum yapmış (6 ay) olmak

Yukarıda vereceğiniz “evet” cevabı için lütfen doktorunuza danışınız.

b- Nasıl bronzlaşılır

Bronzlaşma, güneş ya da solaryumdan kaynaklanan ultraviyole ışık ile deri renginin (özellikle açık ciltlerin) doğal bir fizyolojik cevap ile kararmasıdır. Derinin koyulaşması, ultraviyole ışığa maruz bırakılan deri hücreleri içine melanin pigmentinin salınımı veya miktarının artması ile olur. Melanin, melanosit denen hücrelerce üretilir ve vücudu fazla güneş ışınlarından korur.

Güneş ışınları, görünebilen orta dalga boyundaki gün ışığı ile görünmeyen enfraruj ve ultraviyole ışınlarının bileşiminden oluşur. Ultraviyole ışınlar ise üçe ayrılmaktadır:UV-A, UV-B ve UV-C.

UV-A ışınları cildin koruma mekanizmasını harekete geçirerek pigmentlerin renk değiştirmesini ve dolayısıyla bronzlaşmayı sağlar.

UV-B ışınları ise , UV-A’ dan 1000 kat güçlüdür ve çok az miktarda uygulandığı takdirde yeni pigment oluşumunu ve üst derinin kalınlaşmasından sorumludur. Bu yeni pigmentler derinin üst tabakasına doğru ilerlerken UV-A ışınları ile karşılaştıkları takdirde daha kalıcı ve derin bir bronzluk oluşur.

UV-C ışınları insan için zararlıdır ve ne mutlu ki ozon tabakası tarafından filtre edilir.

Güneşe maruz kaldığımızda ilk önce üst deri tabakasına gelen UV ışınları bronzlaşma mekanizmalarını harekete geçirmektedir. Bunlar pigmentlerin renk değiştirmesi ve yeni pigment oluşumunu sağlayan mekanizmalardır.
İşte solaryum da aynı biyolojik mekanizmayı harekete geçirir.



c- Neden Solaryum

Solaryumla bronzlaşma güneş ile aynı etkilere sahiptir. Tek fark, solaryumda ışınların en yararlı olacak şekilde birleştirilmiş ve filtre edilmiş olmasıdır. Böylece güneşin kontrol edemeyeceğimiz etkilerinden arınmış bir yolla, güneşin altın ışıltısını cilde taşımak ve sağlıkla bronzlaşmak mümkün hale gelebilir.

Solaryum makineleri, güneş ışığının insanlar üzerindeki sağlığı teşvik eden etkilerini kullanılabilir hale getirmek amacı ile üretilmişlerdir. Konusunda uzmanlaşmış danışmanlarımızın uyarılarına dikkat edildiği ve makul sürelerde girildiği taktirde solaryum cildinize sağlıklı bir bronzluk sağlamakla kalmaz aynı zamanda D vitamini sentezi yaptığı için kemiklerinizin güçlenmesini,eğer varsa bel,sırt ve boyun ağrılarınızın azalmasını sağlar.



d- Dikkat edilmesi gerekenler

- Solaryumu nasıl kullanılmalı

Solaryuma girerken teninizin rengine ve cildinizin hassasiyetine göre uygun süre ve seansları deneyimli uzmanlar yardımıyla belirleyebilirsiniz. Ciltlerin özelliklerine göre bronzlaşma süreleri farklıdır. Doğal bir bronzluğa ulaşmak için ortalama 7-8 seans yeterli olmaktadır. Ancak bazı ciltler çok hassastır. Seans süresi 5-8 dakikadır. Dolayısıyla renk almak daha uzun sürebilir. Çabuk bronzlaşmak için seanslar sık sık tekrar edilmemelidir. Bir hafta içinde 3 kereden fazla veya aynı gün içerisinde 2 kez solaryuma girilmesini önermiyoruz. Solaryumda kalacağınız süre ilk seans için 5-10 dakika arasında olmalı, daha sonraki seanslarda ise yavaşça arttırılmalıdır. İstenilen rengi aldıktan sonra yine cildin renk atma (açılma) özelliğine göre haftada 1 ya da 10 günde bir seans tekrarı rengi korumaya yetecektir.

Tabi kullanacağınız solaryum kozmetiği de vücudunuzu nemli tutacak, daha kolay ve parlak bir renk almanızı sağlayacaktır.

- Kaç yaşından itibaren solaryuma girilebilir?

Bebeklerin ve küçük çocukların tenleri UV ışınlarına karşı hassas olduğu için 16 yaşından küçüklerin solaryuma girmesi uygun değildir. Bu yaştaki çocuklarda büyüme hormonu salgılanması devam eder ve bu ışınlar hormonun salgılanmasına etki edebilir. Güneşte ise, şapka, elbise, şemsiye, yüksek koruma faktörlü kozmetik ürünleri vs. ile iyi korunmaları gerekir. Küçük yaşta alınan güneş yanıkları, ilerdeki yaşlarda ciddi problemlere yol açabilir.

- İlaç kullananlar solaryuma girebilirler mi?

Bazı ilaçlar deriyi UV ışınlarına karşı hassaslaştırırlar. Bu ilaçlar fototoksik efekte sahip olan içeriğe sahiptirler. Bu yüzden solaryuma girmeden önce ilaç kullanımı söz konusuysa ilacın prospektüsünü okumak ve şüpheli durumlarda doktora danışmak gerekmektedir.

- Solaryum hamilelikte zararlı mıdır?

Kadınlarda hamilelik sırasında choloesma adında pigmentleri aktif hale getiren bir hormon üretimi olur. O yüzden bazı hamile kadınlar diğer kadınlara göre güneş ışınlarına karşı değişik tepkiler verirler. Deri hassaslaşabilir. O yüzden kontrollü olarak ışınlarla temas etmek en doğrusudur. UV ışınlarının ana karnındaki bebeklere bir etkisi yoktur.

- Dövmeler için zararlı mıdır?

Rengini değiştirebileceği için dövmeli bölgelerin korunması gerekir.

- Güneş ürünleri solaryumda kullanılır mı?

Güneş ürünleri koruma faktörlü kozmetiklerdir renk almanızı zorlaştırır. Solaryuma özel olarak üretilmiş ürünlerle çok daha rahat ve kısa sürede renk almanızı sağlar.

e- Solaryumun yararları

  1. Derinin alt tabakasına nüfuz ederek sedef hastalığının bir çok türüne iyi gelir.
  2. Ciltteki akne ve sivilce izlerinin tedavisinde kullanılır.
  3. Solaryum ışınları metabolizmayı güçlendirerek soğuk algınlığına yakalanma riskini üçte bir oranında azaltır.
  4. Virüslü hastalıklara karşı vücut direncini artırır.
  5. Kansere karşı güçlü koruma sağlar.
  6. Kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kramplara karşı etkilidir.
  7. Güneş banyolarında UV-B ışınları cildin su toplamasına ve soyulmasına neden olurken, solaryumda kullanılan optimize edilmiş ışınlar sayesinde böyle bir durum söz konusu değildir.
  8. Solaryum endorfin (mutluluk hormonu) salgılanmasını sağlar. Cinsel gücü artırır.
  9. UV-B ışınları D vitamini üretimini salayarak osteoporoza (kemik erimesi) karşı koruma sağlar.
  10. Depresyonlara karşı etkilidir.
  11. Kalp ve dolaşım sistemini güçlendirir.
  12. İyi bir bronzluk, genel görünümümüzü daha ince ve sağlıklı gösterir. Aynaya baktığımızda kendimizi tazelenmiş ve canlı hissederiz.

f- D Vitamini

Vitamin D, osteoporoz, depresyon, prostat kanserinden korur, hatta diabet ve obesiteyi de engeller. Vitamin D, beslenme dünyasında belki de en fazla göz ardı edilmiş besin elementlerinden birisidir. Bunun nedeni büyük bir ihtimalle ücretsiz elde edilmesidir.

  1. D Vitamini, deriniz tarafından doğal güneş ışığından gelen ultraviole radyasyonu ile karşılaşınca üretilir.
  2. Güneşin tedavi edici ışınları (ki bunlar cildinizde D vitamini üretirler) herhangi bir camdan içeri süzülemezler. Bu şu demektir arabanızda veya evinizde otururken vitamin D üretimi olmaz.
  3. Günlük besinlerinizden yeterli D Vitamin alabilmek hemen hemen imkansızdır. Vücudunuzda D vitamini oluşturmanın tek yolu doğrudan güneş ışını ile temas etmektir.
  4. Günlük D vitamini ihtiyacını en alt düzeyde karşılayabilmek için en az 10 bardak vitamin D katkısı ile güçlendirilmiş süt içmek gereklidir.
  5. Yaşadığınız yer ekvatordan ne kadar uzak ise güneş altında kalma ihtiyacınızda o oranda artar.
  6. Vitamin D üretebilmek için teni koyu renkli olan kişilerin açık tenli kişilere oranla 20-30 defa daha fazla güneşte kalmaları gereklidir (açık tenlilerin ürettiği D vitamini miktarına eşit üretim yapabilmeleri için). İşte bu yüzden prostat kanseri koyu tenli erkekler arasında salgın gibidir. Bu, çok basit, ama çok yaygın bir güneş ışını eksikliğidir.)
  7. Bağırsaklarınızda kalsiyumun emilebilmesi için vücudunuzda yeterli vitamin D olması gereklidir. Şayet D vitamini yetersiz ise vücudunuzda kalsiyum emilimi olmaz ve aldığınız bütün kalsiyum takviyeleri de etkisiz kalır.
  8. D Vitamini eksikliği bir gecede düzeltilebilecek bir şey değildir. Kemiklerinizi ve sinir sisteminizi güçlendirebilmek için aylar boyunca D Vitamini takviyesi almak (hap veya iğne olarak) ve güneş ışığında kalmak gerekir.
  9. Güneş koruma faktörü çok zayıf olan kremler bile (örneğin SPF=8) vücudunuzun D Vitamini oluşturmasını %95 oranında engeller. Güneşten korunma ürünleri bu şekilde bir vitamin eksikliğine neden olarak hastalıklara yol açarlar.
  10. Güneş ışığından çok fazla ve gereksiz miktarda D vitamini üretmek mümkün değildir, çünkü vücudunuz sadece kendi ihtiyacı kadarını üretir.
  11. Şayet göğüs kemiğiniz üzerine sıkıca bastırınca acı veriyorsa, o halde kronik D vitamini eksikliğinden muzdaripsiniz demektir.
  12. Kullanılmaya başlamadan evvel D vitamini böbrekleriniz ve karaciğeriniz tarafından harekete geçirilir.
  13. Vücudunuzda böbrek hastalıkları veya karaciğer hasarı varsa o zaman D vitamininin harekete geçirilmesi ve vücut içinde dolaşıma başlaması zorlaşır.
  14. D Vitamini vücudunuzdaki en güçlü tedavi edici kimyasallardan birisidir, ancak bunu elde etmek için herhangi bir reçeteye ihtiyacınız yoktur.